Onur
New member
Pert Araç Bedeli Kimden İstenir?
Pert Araç Bedeli Kimden İstenir? Asıl Sorumlu Kim, Sigorta Şirketinin Sınırı Nerede Başlar?
Bir trafik kazasından sonra “Araç pert oldu, parasını kim ödeyecek?” sorusunu ilk kez ciddi biçimde araştıran birinin kafasının karışmasını çok normal buluyorum. Çünkü günlük konuşmada herkes aynı kelimeleri kullanıyor: pert, ağır hasar, rayiç bedel, trafik sigortası, kasko… Fakat hukuki ve sigortacılık açısından bunların her biri farklı sonuçlar doğurabiliyor.
Benim bu konudaki en önemli gözlemim şu: İnsanlar çoğu zaman karşı tarafın sigorta şirketini, karşı tarafın kendisini ve kendi kasko şirketini aynı sorumluluk halkasının içinde değerlendiriyor. Oysa bunların hukuki konumu aynı değil. “Kaza benim suçum değil, o halde parasını doğrudan kazayı yapan kişi öder” yaklaşımı da, “Trafik sigortası var, bütün zararı zaten sigorta şirketi karşılar” düşüncesi de her olayda doğru değil.
Üstelik 2025 yılında yürürlüğe giren tam ve ağır hasarlı araçlara ilişkin düzenlemeler, “pert” denilen durumun teknik olarak daha dikkatli değerlendirilmesini gerektiriyor. Bu nedenle meseleyi sadece “kimden para alınır?” şeklinde değil, hangi sigorta türünden, hangi zarar kalemi için, hangi sınırlar içerisinde ve hangi belgeyle talepte bulunulabilir? şeklinde ele almak gerekiyor.
Önce “Pert” Kavramını Doğru Yere Oturtmak Gerekiyor
Forumlarda en sık gördüğüm hatalardan biri, ağır hasarlı her aracın otomatik olarak “pert” kabul edilmesi. Oysa mevzuattaki ayrımlar bundan daha teknik.
25 Nisan 2025 tarihli ve 1 Temmuz 2025'te yürürlüğe giren 2025/12 sayılı düzenlemeye göre, onarım masraflarının KDV dahil şekilde aracın kaza tarihindeki değerini aşması ve eksper tarafından aracın onarım kabul etmez durumda olduğunun belirlenmesi halinde araç “tam hasarlı” kabul ediliyor. Buna karşılık onarım masrafının aracın değerinin yüzde 60'ını aşması halinde araç “ağır hasarlı” sayılıyor. Bazı özel parçaların zarar görmesi gibi durumlarda ise yüzde 60 sınırının altında dahi ayrıca ağır hasar değerlendirmesi yapılabiliyor.
Buradaki kritik nokta şu: “Aracın tamiri pahalı” demek tek başına hukuki anlamda pert demek değildir. Eksper raporu, aracın piyasa değeri, onarım maliyeti ve ilgili düzenlemelerdeki şartlar birlikte değerlendirilmelidir.
Dolayısıyla ilk soru “Kim ödeyecek?” değil, aslında “Araç hangi hukuki ve sigortacılık statüsünde?” olmalı.
Kaza Karşı Tarafın Kusurundan Kaynaklanıyorsa İlk Muhatap Kim?
Eğer kazada karşı taraf kusurluysa ve sizin aracınız ağır veya tam hasara uğradıysa, temel olarak karşı tarafın zorunlu trafik sigortası gündeme gelir.
Burada önemli bir ayrım var: Trafik sigortası sizin kendi aracınızı sigortalayan bir kasko değildir. Türkiye Sigorta Birliği de zorunlu trafik sigortasının üçüncü kişilere verilen zararları karşıladığını, kişinin kendi aracındaki hasarı karşılamadığını açıkça belirtiyor. Kendi aracınızın zararları için kasko teminatı ayrıca değerlendirilir.
Bu nedenle örneğin:
- Karşı taraf tamamen kusurlu,
- Sizin aracınız 1.000.000 TL rayiç değerinde,
- Araç tam hasarlı hale gelmiş,
- Zararın trafik sigortası kapsamında olduğu kabul edilmişse,
talebin ilk adreslerinden biri karşı tarafın zorunlu trafik sigortacısıdır.
Fakat burada da “1 milyon liranın tamamı kesin olarak trafik sigortasından alınır” demek doğru olmaz. Çünkü zorunlu trafik sigortasının poliçe limitleri vardır. 2026 yılı için maddi zarar teminatında araç gruplarına göre araç başına 400.000 TL, kaza başına 800.000 TL gibi limitler uygulanıyor.
Bu nokta bence özellikle önemli. Çünkü araç fiyatlarının çok yükseldiği bir ortamda, aracın gerçek zararı ile sigorta limitinin aynı şey olmadığı unutulmamalı.
Sigorta Limiti Yetmiyorsa Eksik Kalan Bedel Kimden İstenebilir?
İşin en fazla tartışma yaratan taraflarından biri burası.
Örneğin aracın uğradığı maddi zarar 900.000 TL olsun. Karşı tarafın zorunlu trafik sigortasının uygulanabilir maddi zarar limiti 400.000 TL ise, “sigorta şirketi 400.000 TL ödedi, dosya kapandı” yaklaşımı her durumda zararın tamamının ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Sigortanın sorumluluğu ile kazaya neden olan kişinin hukuki sorumluluğunu birbirinden ayırmak gerekiyor.
Sigorta şirketi poliçe ve mevzuat kapsamındaki limitlerden sorumlu olabilir. Bunun üzerinde kalan ve hukuken karşı taraftan talep edilebilecek zarar bakımından ise kusurlu sürücü ve olayın koşullarına göre işleten gibi sorumlular gündeme gelebilir.
Burada ise kusur oranı, gerçek zarar, sigorta tarafından yapılan ödeme ve varsa diğer teminatlar ayrı ayrı hesaplanmalıdır.
Bu yüzden “Sigorta şirketi ne kadar teklif ettiyse gerçek zarar odur” düşüncesi bana göre oldukça riskli. Aynı şekilde “Eksper 1 milyon dedi, kesin 1 milyon alırım” demek de doğru değil. Her dosyanın hukuki dayanağı ve delilleri ayrıca değerlendirilmelidir.
Kasko Varsa İşin Seyri Değişebilir
Araç sahibi kendi kaskosuna sahipse, kazada kusursuz olduğu veya olmadığı durumlara göre kendi sigorta şirketiyle de tazminat süreci yaşayabilir.
Kasko, zorunlu trafik sigortasından farklı olarak sigortalının kendi aracında meydana gelen belirli risklerden doğan maddi zararları teminat altına alan bir sigortadır. Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları kapsamında sigortacının sorumluluğunda, hasar tarihindeki rayiç değer ve poliçede belirlenen rayiç değer referansı önem taşır.
Dolayısıyla araç sahibi açısından şu seçenekler birbirinden ayrılmalı:
1. Karşı tarafın trafik sigortasından talep: Karşı tarafın sorumluluğu ve kusuru kapsamında.
2. Kendi kaskosundan talep: Kasko poliçesinin kapsamı ve şartları kapsamında.
3. Kusurlu taraftan doğrudan talep: Sigorta limitini aşan veya sigorta tarafından karşılanmayan, hukuken talep edilebilir zararlar bakımından olayın özelliklerine göre.
Bu üç başlığın birbirine karıştırılması, mağdur araç sahibinin neyi nereden isteyebileceğini anlamasını ciddi biçimde zorlaştırıyor.
Rayiç Bedel Meselesi Neden Bu Kadar Önemli?
Pert dosyalarının en büyük tartışma alanlarından biri genellikle “Aracımın değeri ne kadar?” sorusudur.
Burada yalnızca internette gördüğünüz en yüksek ilanı göstererek “Aracım bu kadar ediyor” demek de, sigorta şirketinin tek bir veri kaynağını esas almasını sorgulamadan kabul etmek de yeterli olmayabilir.
Türkiye Sigorta Birliği'nin Kasko Değer Listesi hakkında yaptığı açıklamada, ikinci el araç değerlerinin belirlenmesinde INDICATA katkısının yanı sıra ikinci el ilan siteleri, üretici ve ithalatçı bilgileri, galeriler, sektörel yayınlar ve alıcı veya satıcının sunduğu fatura gibi çeşitli kaynaklardan yararlanıldığı belirtiliyor. Aynı açıklamada listenin kilometre, hasar ve kozmetik durum ayrımı yapmadığı da ifade ediliyor.
Bu ayrıntı bence çok değerli. Çünkü aynı model ve model yılına sahip iki araç aynı ekonomik değere sahip olmayabilir.
Biri 40 bin kilometrede, kazasız ve yüksek donanımlı olabilir. Diğeri 180 bin kilometrede, daha önce hasarlı ve daha düşük donanımlı olabilir.
O halde tek bir liste rakamı her olayın gerçek piyasa değerini kusursuz şekilde gösterebilir mi?
Bence hayır.
Ancak bunun tersi de geçerli: Araç sahibinin istediği rakamı “piyasa değeri” olarak kabul etmek de doğru değildir. Sağlıklı yöntem, mümkün olduğunca objektif ve karşılaştırılabilir verilerle gerçek rayiç değerin ortaya konulmasıdır.
Kadın ve Erkeklerin Yaklaşımı Üzerinden Değil, Farklı Stratejiler Üzerinden Bakmak Daha Sağlıklı
Bu tür forum tartışmalarında zaman zaman “erkekler pazarlıkta şöyle davranır, kadınlar böyle davranır” gibi genellemeler görüyorum. Bence bu yaklaşım hem gereksiz hem de gerçeği açıklamakta yetersiz.
Bununla birlikte, farklı insanların zarar karşısında geliştirdiği stratejileri konuşmak yararlı olabilir. Bazı erkekler daha stratejik davranıp dosyadaki belgeleri, eksper raporlarını, piyasa ilanlarını ve sigorta limitlerini tek tek karşılaştırarak çözüm üretmeye odaklanabiliyor. Bazı kadınlar ise özellikle uzun süren hasar süreçlerinde karşılıklı iletişimi, mağduriyetin insani boyutunu ve sigorta şirketiyle sağlıklı ilişki kurmayı daha fazla önemsiyor.
Pert Araç Bedeli Kimden İstenir? Asıl Sorumlu Kim, Sigorta Şirketinin Sınırı Nerede Başlar?
Bir trafik kazasından sonra “Araç pert oldu, parasını kim ödeyecek?” sorusunu ilk kez ciddi biçimde araştıran birinin kafasının karışmasını çok normal buluyorum. Çünkü günlük konuşmada herkes aynı kelimeleri kullanıyor: pert, ağır hasar, rayiç bedel, trafik sigortası, kasko… Fakat hukuki ve sigortacılık açısından bunların her biri farklı sonuçlar doğurabiliyor.
Benim bu konudaki en önemli gözlemim şu: İnsanlar çoğu zaman karşı tarafın sigorta şirketini, karşı tarafın kendisini ve kendi kasko şirketini aynı sorumluluk halkasının içinde değerlendiriyor. Oysa bunların hukuki konumu aynı değil. “Kaza benim suçum değil, o halde parasını doğrudan kazayı yapan kişi öder” yaklaşımı da, “Trafik sigortası var, bütün zararı zaten sigorta şirketi karşılar” düşüncesi de her olayda doğru değil.
Üstelik 2025 yılında yürürlüğe giren tam ve ağır hasarlı araçlara ilişkin düzenlemeler, “pert” denilen durumun teknik olarak daha dikkatli değerlendirilmesini gerektiriyor. Bu nedenle meseleyi sadece “kimden para alınır?” şeklinde değil, hangi sigorta türünden, hangi zarar kalemi için, hangi sınırlar içerisinde ve hangi belgeyle talepte bulunulabilir? şeklinde ele almak gerekiyor.
Önce “Pert” Kavramını Doğru Yere Oturtmak Gerekiyor
Forumlarda en sık gördüğüm hatalardan biri, ağır hasarlı her aracın otomatik olarak “pert” kabul edilmesi. Oysa mevzuattaki ayrımlar bundan daha teknik.
25 Nisan 2025 tarihli ve 1 Temmuz 2025'te yürürlüğe giren 2025/12 sayılı düzenlemeye göre, onarım masraflarının KDV dahil şekilde aracın kaza tarihindeki değerini aşması ve eksper tarafından aracın onarım kabul etmez durumda olduğunun belirlenmesi halinde araç “tam hasarlı” kabul ediliyor. Buna karşılık onarım masrafının aracın değerinin yüzde 60'ını aşması halinde araç “ağır hasarlı” sayılıyor. Bazı özel parçaların zarar görmesi gibi durumlarda ise yüzde 60 sınırının altında dahi ayrıca ağır hasar değerlendirmesi yapılabiliyor.
Buradaki kritik nokta şu: “Aracın tamiri pahalı” demek tek başına hukuki anlamda pert demek değildir. Eksper raporu, aracın piyasa değeri, onarım maliyeti ve ilgili düzenlemelerdeki şartlar birlikte değerlendirilmelidir.
Dolayısıyla ilk soru “Kim ödeyecek?” değil, aslında “Araç hangi hukuki ve sigortacılık statüsünde?” olmalı.
Kaza Karşı Tarafın Kusurundan Kaynaklanıyorsa İlk Muhatap Kim?
Eğer kazada karşı taraf kusurluysa ve sizin aracınız ağır veya tam hasara uğradıysa, temel olarak karşı tarafın zorunlu trafik sigortası gündeme gelir.
Burada önemli bir ayrım var: Trafik sigortası sizin kendi aracınızı sigortalayan bir kasko değildir. Türkiye Sigorta Birliği de zorunlu trafik sigortasının üçüncü kişilere verilen zararları karşıladığını, kişinin kendi aracındaki hasarı karşılamadığını açıkça belirtiyor. Kendi aracınızın zararları için kasko teminatı ayrıca değerlendirilir.
Bu nedenle örneğin:
- Karşı taraf tamamen kusurlu,
- Sizin aracınız 1.000.000 TL rayiç değerinde,
- Araç tam hasarlı hale gelmiş,
- Zararın trafik sigortası kapsamında olduğu kabul edilmişse,
talebin ilk adreslerinden biri karşı tarafın zorunlu trafik sigortacısıdır.
Fakat burada da “1 milyon liranın tamamı kesin olarak trafik sigortasından alınır” demek doğru olmaz. Çünkü zorunlu trafik sigortasının poliçe limitleri vardır. 2026 yılı için maddi zarar teminatında araç gruplarına göre araç başına 400.000 TL, kaza başına 800.000 TL gibi limitler uygulanıyor.
Bu nokta bence özellikle önemli. Çünkü araç fiyatlarının çok yükseldiği bir ortamda, aracın gerçek zararı ile sigorta limitinin aynı şey olmadığı unutulmamalı.
Sigorta Limiti Yetmiyorsa Eksik Kalan Bedel Kimden İstenebilir?
İşin en fazla tartışma yaratan taraflarından biri burası.
Örneğin aracın uğradığı maddi zarar 900.000 TL olsun. Karşı tarafın zorunlu trafik sigortasının uygulanabilir maddi zarar limiti 400.000 TL ise, “sigorta şirketi 400.000 TL ödedi, dosya kapandı” yaklaşımı her durumda zararın tamamının ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Sigortanın sorumluluğu ile kazaya neden olan kişinin hukuki sorumluluğunu birbirinden ayırmak gerekiyor.
Sigorta şirketi poliçe ve mevzuat kapsamındaki limitlerden sorumlu olabilir. Bunun üzerinde kalan ve hukuken karşı taraftan talep edilebilecek zarar bakımından ise kusurlu sürücü ve olayın koşullarına göre işleten gibi sorumlular gündeme gelebilir.
Burada ise kusur oranı, gerçek zarar, sigorta tarafından yapılan ödeme ve varsa diğer teminatlar ayrı ayrı hesaplanmalıdır.
Bu yüzden “Sigorta şirketi ne kadar teklif ettiyse gerçek zarar odur” düşüncesi bana göre oldukça riskli. Aynı şekilde “Eksper 1 milyon dedi, kesin 1 milyon alırım” demek de doğru değil. Her dosyanın hukuki dayanağı ve delilleri ayrıca değerlendirilmelidir.
Kasko Varsa İşin Seyri Değişebilir
Araç sahibi kendi kaskosuna sahipse, kazada kusursuz olduğu veya olmadığı durumlara göre kendi sigorta şirketiyle de tazminat süreci yaşayabilir.
Kasko, zorunlu trafik sigortasından farklı olarak sigortalının kendi aracında meydana gelen belirli risklerden doğan maddi zararları teminat altına alan bir sigortadır. Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları kapsamında sigortacının sorumluluğunda, hasar tarihindeki rayiç değer ve poliçede belirlenen rayiç değer referansı önem taşır.
Dolayısıyla araç sahibi açısından şu seçenekler birbirinden ayrılmalı:
1. Karşı tarafın trafik sigortasından talep: Karşı tarafın sorumluluğu ve kusuru kapsamında.
2. Kendi kaskosundan talep: Kasko poliçesinin kapsamı ve şartları kapsamında.
3. Kusurlu taraftan doğrudan talep: Sigorta limitini aşan veya sigorta tarafından karşılanmayan, hukuken talep edilebilir zararlar bakımından olayın özelliklerine göre.
Bu üç başlığın birbirine karıştırılması, mağdur araç sahibinin neyi nereden isteyebileceğini anlamasını ciddi biçimde zorlaştırıyor.
Rayiç Bedel Meselesi Neden Bu Kadar Önemli?
Pert dosyalarının en büyük tartışma alanlarından biri genellikle “Aracımın değeri ne kadar?” sorusudur.
Burada yalnızca internette gördüğünüz en yüksek ilanı göstererek “Aracım bu kadar ediyor” demek de, sigorta şirketinin tek bir veri kaynağını esas almasını sorgulamadan kabul etmek de yeterli olmayabilir.
Türkiye Sigorta Birliği'nin Kasko Değer Listesi hakkında yaptığı açıklamada, ikinci el araç değerlerinin belirlenmesinde INDICATA katkısının yanı sıra ikinci el ilan siteleri, üretici ve ithalatçı bilgileri, galeriler, sektörel yayınlar ve alıcı veya satıcının sunduğu fatura gibi çeşitli kaynaklardan yararlanıldığı belirtiliyor. Aynı açıklamada listenin kilometre, hasar ve kozmetik durum ayrımı yapmadığı da ifade ediliyor.
Bu ayrıntı bence çok değerli. Çünkü aynı model ve model yılına sahip iki araç aynı ekonomik değere sahip olmayabilir.
Biri 40 bin kilometrede, kazasız ve yüksek donanımlı olabilir. Diğeri 180 bin kilometrede, daha önce hasarlı ve daha düşük donanımlı olabilir.
O halde tek bir liste rakamı her olayın gerçek piyasa değerini kusursuz şekilde gösterebilir mi?
Bence hayır.
Ancak bunun tersi de geçerli: Araç sahibinin istediği rakamı “piyasa değeri” olarak kabul etmek de doğru değildir. Sağlıklı yöntem, mümkün olduğunca objektif ve karşılaştırılabilir verilerle gerçek rayiç değerin ortaya konulmasıdır.
Kadın ve Erkeklerin Yaklaşımı Üzerinden Değil, Farklı Stratejiler Üzerinden Bakmak Daha Sağlıklı
Bu tür forum tartışmalarında zaman zaman “erkekler pazarlıkta şöyle davranır, kadınlar böyle davranır” gibi genellemeler görüyorum. Bence bu yaklaşım hem gereksiz hem de gerçeği açıklamakta yetersiz.
Bununla birlikte, farklı insanların zarar karşısında geliştirdiği stratejileri konuşmak yararlı olabilir. Bazı erkekler daha stratejik davranıp dosyadaki belgeleri, eksper raporlarını, piyasa ilanlarını ve sigorta limitlerini tek tek karşılaştırarak çözüm üretmeye odaklanabiliyor. Bazı kadınlar ise özellikle uzun süren hasar süreçlerinde karşılıklı iletişimi, mağduriyetin insani boyutunu ve sigorta şirketiyle sağlıklı ilişki kurmayı daha fazla önemsiyor.